|
Sevgili Göltürkbükü'lüler,
22.10.2003 tarihli Genel Kurulda bizler
BÜK-DER Yönetim Kuruluna seçildik.
TOMİS BERZEK SARP BÜK-DER Kurucu,
FATOŞ PEKÜN BÜK-DER 1.Genel Kurul Yönetim
Kururlu Başkanı,
LEYLA VEKİLLİ BÜK-DER 2-3 dönem Yönetim
Kurulu Başkanı,
HÜLYA SAY BÜK-DER 6-7 dönem Yönetim Kurulu
Başkanı,
SEZGİN ALIN (KALAYCI) BÜK-DER 7. Dönem Yönetim
Kurulu Üyesi.
Bu
dönem Sezgin Alın (Kalaycı) Yönetim Kurulu
Başkanı görevini yürütmektedir. Dört eski
başkanın bir araya gelerek yeni yönetimi
oluşturmasının amacı; Derneği güçlendirmek
ve gençlere yol gösterici olmak.
Bizler kısıtlı imkanlarla önce köyümüze
sonra beldemize elimizden geldiğince katkıda
bulunmuş ve katkımızı sürdürmeye kararlı
BÜK-DER üyeleriyiz.
Bu dönemde beldemizde sivil toplum örgütü
olarak olarak aşağıdaki faaliyetleri planladık.
1
- Öncelikle Andızlı Mevkii'ndeki Dernek
olarak Milli Emlak'tan kiraladığımız halen
4000 fidanın yaşadığı araziye mart ayı içinde
8000 fidan daha dikilmiştir ve sürekli bakımı
yapılmaktadır.
2 - Tüm turizm işletmeleri ile toplanarak
beldeyi daha huzurlu bir ortamda çalışabilecek
ve sadece 2 ay değil en az 6-7 ay iş yapan,
müşteri kalitesi ve harcama gücü yüksek
turiste kavuşturmak için birlikte hareket
etmeyi organize etmek.
3 - Belde Belediyesine çevre düzeni ve temizliği
için katkıda bulunmak, 2 çevre görevlisinin
Göltürkbükü'nde sahilleri temiz tutmasını
sağlamak.
4 - Gürültü kirliliği ile Çevre yasasına
tüm işletmelerin uymasını temin etmek. Cezai
müeyyidelerin uygulanması için gerekli çalışmayı
yapmak. Yüksek sesle müzik yapan işletmeler
gerekli teknik donanımla başkalarını rahatsız
etmeden sistem kurarak, isterse sabaha kadar
çalışır.
5 - İşporta tezgahlarını sahil dışında bir
sokağa toplayarak, sadece Beldemizde yaşayan
insanların estetik çizgiler içinde ve çevre
kirliliğine sebep olmadan ticaret yapmasını
sağlamak.
6 - Beldenin güzelleştirilmesi ve yeşillendirilmesi
için Belediye'ye katkıda bulunmak.
7 - Kaldırılan balık çiftliklerinin bulunduğu
yerlerde çevre temizliği yaparak Beldeye
kazandırmak.
8 - Türkbükü arıtma tesisinin ve kanalizasyon
sisteminin randımalı çalışması için Belediye
ile işbirliği yapmak.
9 - Yatların denizi kirletmelerini önlemek
için ilgili Çevre yasaları içinde mücadele
etmek.
10 - Türkbükü'nde bulunan 2 sınıflık okula
6 adet çam ağacı dikilmiş,bahçe duvarı,okuma
odası,demir giriş kapısı yaptırılmış ve
boyatılmıştır. Ayrıca kömürlüğün çöken damı
yenilenmiştir.
11 - Eylül'ün son haftasında Kültür ve Sanat
festivali düzenleyerek sezonu biraz daha
uzatmak ve Göltürkbü'ne sanatsever ve kültür
etkinliklerine duyarlı kişileri getirmeye
çalışmak olacaktır.
12 - Sahile çıkan 5 kılçık yol begonvillerle
güzelleştirilecektir.
Yukarıdaki konularda Belediye Başkanı Halil
İbrahim Kaynar, Meclis Üyeleri Nuri Asar,Mehmet
Dumanlı ve Fen İşlerinden Mustafa Gökçe
ile yapılan toplantıda görüş alışverişlerinde
bulunulmuş ve tam mutabakat sağlanmıştır.
Sizlere dönem dönem BÜK-DER faaliyetlerimizi
aktaracağız.
Sağlıklı, huzurlu ve bol kazançlı biz sezon
diler,derneğimize maddi katkıda bulunan
Sn.İrfan Kuriş, Sn.Emre Kunt,Sn.Osman Sınav'a
teşekkür ederiz.
Saygılarımızla,
BÜK-DER Yönetimi
BÜK-DER
Yönetimi
Ben
ve esım , 10 sene boyunca her yaz Yunanıstan'dan
, İtalya'ya , Dubai'ye , İsrail'e , Sri
lanka'ya kadar "orası senin burası
benim" gezip tozduk - beğendiğimiz
, bayıldığımız ya da nefret ettiğimiz yerler
oldu ....
İlk olarak 1997 yazında arkadaşlarımız ile
akşam yemeği vesilesi ile türkbükü'ne geldik
... shipahoy'da içkimizi içip , mey'de rakımızla
/ mezemiz'le devam ettik 1999 senesinde
annemler türkbükün'de ev aldılar , ve o
ada'nın o zamanlar otel tarafından işletilen
iskelesine adım atmamız ile birlikte başlayan
ve hiç tükenmeyen bir türkbükü sevdası sonucu
biz bir daha değil başka biryer'de yaz tatili
geçirmek , böyle bir fikri aklımızdan bile
geçirmedik ... Her senenin 8 ayını karanlıkta
ve de yağmur altında geçirdiğimiz iskoçya'da
, gün sayarak mayıs sonunu bekleriz ki kendimizi
bir an önce türkbükü'ne atalım ...havaalanından
direkt olarak koy'a kaçıp , dönene kadar
bodrum'a bile inmeden minimum kıpırdama
ile geçen 10 - 15 gün boyunca bizim cennetimiz
olur burası ...
Bu sene temmuz ayında geçirdiğimiz süre
içerisinde ilk defa olarak türkbükünde olumsuz
gelişmeler gördüğümüz için , biraz önce
okuduğum yazınıza karşılık bir iki satır
kalem almaya kendimi mecbur hissettim köy'un
havası bozuldu gelen giden insanların tipi
değişik çalan muziklerin gümbürtüsü her
türlü medenıyet sınırını aşmış durumda sipahoy
ve mavi"kim müziğin sesini daha çok
açacak" diye yarışmaktan , türkbükü'nü
bodrum'daki"red lion pub"ların
sıra sıra dizildiği ve doğmeli feci ingiliz
turistlerin volta attığı kesimlere çevirdiler.
Bu sene sabahları Melek Boz Hanım'ın plajında
da geçirdiğimiz 10 gün boyunca ( benim ve
ailemin 12 sene denemesinden sonra sevgili
inatçı kocama bamya yediren & sevdiren
Melek Hanım'a buradan sevgiler ) hatıralık
resim çektirmek için yandaki evin zodiak
teknesinin önünde poz veren ve ellerinde
video kamerası ile " aha ... işte burası
türkbükü bakıııııın !!! " diye çekim
yapan en az 4 aile seyrettik !!!! lütfen
kimse beni burada snob'luk ile suçlamasın
...
Sahildeki ilk defa olarak bu sene zaten
hafıf çamurumsu olan kum'a basmaktan iğrendik
pazar günü , örtüsünü serip , karpuzunu
yaran ailelere rastladık bakkalın önünde
....
Lokantalar tarafında geçen sene Sema Çelebi'nin
açtığı ve bu sene malesef salopet olarak
hizmet veren kurum , hem gürültüsü hemde
cezbettiği müşteri tipi ile , o tarafın
havasını tamamen bozdu
Bu sene jandarmanın karışması ile müzik
sesinin kıstırılma uygulaması , emin olun
, yaşı henüz genç olan bizlere bile "
dünya varmış ! " dedirtti. 50+ yasında
insanların "hoppa eller havaya"
diye tepinmesini seyretmeye insan ancak
1 -2 gece dayanabiliyor - bu yorumumu da
"age-ist" olmadığımı önemle belirterek
yapmak isterim nerede hani shipahoy'da ve
mavi'de eskiden çalan güzel ve sakin jazz
, chill out , soul müzikleri - sağ olsun
fıdelya hala belli bir çizgi'de kalmaya
azimle devam edıyor ...
Türkbükü gibi dünyada eşi benzeri olmayan
mükemellikteki ve belki kıyaslanacak tek
rakipleri ancak İtalya ve Fransa'nın o malum
sahil kasabalarında olan , bir belde kesinlikle
köti bir yola girmiş durumda ...
İtiraf etmemiz gerekiyor ki biz de o laf
dokundurduğunuz , keşke buraları'nın modası
bir an önce geçse biraz , diyen gruba dahil
olduk bu sene - çok çok üzülerek
çok daha fazla uzatmadan
sevgiler & selamlar
ps
geriye sayımdayız , 6 gün kaldı türkbükü'ne
varmamıza !!!
Şirin Xood
29.08.2003
Epey
bir süredir sizden gelen mail'ler vasıtasıyla
Göl Türkbükü ile ilgili çeşitli haberler,
tanıtımlar ve bilgiler alıyorum... Bugüne
kadar, mail'lerinizi cevaplamam ya da fikir
beyan etmem gereken bir konu olmadığından
sizinle herhangi bir kontağım olmamıştı
ama bugün aşağıdaki yazınıza istinaden sizi
tebrik etmek ve bu vesile ile de gönderdiğiniz
bilgilendirici mail'leriniz için teşekkür
etmek istedim...
Çok güzel bir konuya değinmiş, çok hoş bir
şekilde de bunu yazıya dökmüşsünüz... Doğrusu
senelerdir ben de yaz aylarında, fırsat
buldukça tatil için Bodrum'u tercih edenlerdenim...
Bodrum'um daha bir tenha, hele Göl Türkbükü'nün
daha bir bakir olduğu günleriyse, ki bu
çok eskilere dayanmıyor, çok iyi hatırlıyorum...
Hoş, ben Bodrum'a gelince zamanımı çoğunlukla
evimin olduğu Torba'yla Göl Türkbükü arasında
geçirip, diğer koylara ya da Bodrum'a pek
gitmiyorum ama yine de geçtiğimiz senelerdeki
belli gelişmelerden, önceye kıyasla, memnunluk
duyduğumu da ifade etmeliyim... ancak maalesef
ki bir konuda çok haklısınız... millet olarak
maalesef ki, sevilen, kitlelerce tutlan
şeyleri tadında bırakmak yerine abartmayı
seven bir yaradılışımız var... tıpkı tadında
kalsa, keyifli geçecek olan happy hours'ların
büyük-küçük, dip-dibe her işletmede birer
gürültü kirliliğine dönüşmesi gibi... tıpkı,
hele içki içtikçe sizin de deyiminizle uçurtan
parçaları, birer zulüm nakaratına çevirmeleri
gibi... tıpkı, 16-20 yaş arası gençliğin
kendi yaş gruplarına hitap edecek ve keyfine
varacakları uğraşlardan çok, anne-babalarının
tarzına özenmeleri ve yaşlarından çok önce
bu tarzı yaşamaya çalışmaları gibi... ve
bunun doğal bir neticesi olarak, mekanların
yazlık lise bahçelerine dönüşmesi gibi...
tıpkı her köşeye bir incik-boncukcunun,
bir işportacının yerleşmesi ve tüm bunlara
göz yumulması gibi... çok haklısınız, hem
de çok...
Ama ne yapılabilir, bilmiyorum... yazılan
yazılarsa ne dereceye kadar etkili olur,
o da malumunuz... ama bildiğim bir şey var
ki, belli uygulama, şart ve kanunlarla bu
gidişat'a ciddi önlemler alınmazsa, herşey
gibi maalesef ki Bodrum-Göl Türkbükü de
daha da yozlaşmaya yüz tutacak... ve zamanla
-halihazırda sayıca zaten az da olsa- halen
zamanını kaliteli bir şekilde geçirmek isteyen
kitleler yerini tamamen televole kültürüne
bırakıp, kendi kabuklarına çekilecek...
ve korkarım gitgide kalite düşecek, o keyifli
mekanlar bir Erdek, Kumburgaz havasına bürünecek....
yazık... hem de çok yazık... fakat umarım
bunların hiç biri olmaz... umarım, her daim
Bodrum'um, Göl Türkbükü'nün keyfi yaşanır,
yaşatılır...
Keyifli çalışmalar, güzel günler dileklerim
ve saygılarımla,
Bilgehan Çarmıklı Kerman
31.07.2003
Sitenizi
ilk defa gezdim,gerçekten oldukça güzel
bilgiler edinmiş bulunmaktayım,yalnız benim
için (ki tahmin ediyorum pek çok kişi içinde
geçerli) en önemli noktalardan biri, kalacağım
otelde zamanımın 1/3'ünü üzerinde geçireceğim
yatağın kalitesi, mümkünse markası. Üzülerek
ifade etmek isterim ki dünyanın parasını
verip konakladığımız böylesi lüks otellerde
maalesef adeta pansiyonlarda kullanilan
yataklar kullanılmakta (yaylı vs.) ve bu
durum otel sahipleri tarafindan maalesef
hiç önemsenmemekte, mümkünse sitenizdeki
otellerin yatakları hakkında daha detaylı
bilgileri içerik olarak verirseniz inanın
siteniz için bir ayrıcalık olacağı gibi,
bizlerde otel sahiplerinin kalite anlayışlari
hakkında bilgi sahibi olacağımız gibi, tercihimizi
daha sağlıklı yapabiliriz. Bu konu hakkında
duyarlı olacağınıza inanıyorum. Teşekkürler.
Mehmet Güven
24.06.2003
Çok
enteresan gelişmeler oluyor ama benim anlayamadığım
bir nokta var zaten Bodrum un bu güzel yakasını
ziyaret edenlerin çoğu İstanbullu ve de
bu açılan mekanların da çoğu neredeyse İstanbul
da . Buraya gelenlerin de çoğu İstanbullu
olduğuna göre bence çok plansız ve gelişigüzel
restorant patlaması var onun için de devamlı
geçici bir işletme enflasyonu yaşanmaktadır.
(shipahoy,maçakızı ve adını unuttuğum bazı
local yerleri hariç tutuyorum.) Onun için
ben şahsen buraları tercih etmemeye çalışmaktayım.
Ve bu canım koy kendi içinde bir circle
olarak kalacak gibi çünkü İstanbul da gördüklerini
orada görmek insanlara ne tür bir tatil
rahatlığı veriyor bir türlü anlayamıyorum.
Selamlar
Murat Ergüder
20.06.2003
Göltürkbükü'nde neler oluyor söyleyeyim:
pislik,
toz, toprak, kasabanın heryerine güpegündüz
boşaltılan molozlar, şirin bir kasabaya
hiç uymayan istanbuldakilerden daha çirkin
50 santimlik iğrenç kaldırımlar, sahilin
her metrekaresinden gelen kakafonik müzikler,
göbek havaları..işte bunlar oluyor
Sevgiler
Uğur Bayar
Selamlar,
Biraz
olsun hasret gidermek, Türkiyeden sevdiğim
yerlerden bir iki haber almak amacı ile
ziyaret ettiğim web sayfalarından sonra
bir şekilde bu sayfaya ulaştım. Göltürkbükü'ne
daha önce bir kaç kere gitmiştim. Çok güzel
bir sayfa hazırlanmış. Yazılan mesajları
okuyunca bir iki cümle de ben yazayım dedim.
Ben Japonya da yaşıyorum ve insan uzakta
olunca ülkesinin değerini daha çok anlıyor.
Orda iken de olan yalnışların farkındasınız
ama uzakta iken bu daha belirgin. Yaptığımız
şey sadece tüketmek, herşeyi tüketiyoruz,
ülkemizi, doğamızı, varlıklarımızı. Hem
de hiç düşünmeden, geride ne bırakacağımızı
bilmeden. Burasının, Türkiye'nin diğer bir
cok güzel yeri gibi, tatile açılmasına hiç
ama hiç gerek yoktu, keşke hiç keşfedilmese
idi, ya da en azından tüketime bir sınır
konulsa idi. En azından bir çok mesajda
bunun farkına varılmışlığı görülüyor, umarım
bu mekanımız da başka mekanlarımız gibi
hiç edilmez.
Saygılarımla
Uğur Ünal
Eski
Gölköy ve Türkbükü nü seven biri olarak
düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.
Ne zaman ki bu iki şirin belde birleşip
Göltürkbükü oldu, bozulma da başladı. Hele
bu sene yozlaşma had safhada. Mey'de veya
Alarga'da yemek yemek yine çok keyifli,
ancak yemekten sonra o geleneksel yürüyüşümüzü
yapıp Ship Ahoi veya Divan Palmira'da geceye
devam etmek imkansız artık. Hepsinden farklı,
gümbür gümbür (müzik değil) gürültü yükselmekte.
Adeta Bodrum'un içindeki Barlar Sokağı.
Gelen insanlar da bu ortama uygun. Çok yazık
olmuş. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Birşeyler düzeltilmeli mi, yoksa farklı
bir hedef kitleden daha cok para kazanmak
uğruna bu çirkinliğe devam mı etmeli?
Saygılar,
Gülden Ünlüer
Merhaba,
Biz iki senedir Türkbükünde yazımızı geçiren
ve Türkbükünü çok seven bir aileyiz. Geçen
Ağustos ayında başlayan ve bu senede yoğun
bir şekilde devam eden deniz kirliliği dikkatimizi
çekiyor. Bugün denize inmek için, Shipahoy'a
doğru gitmek için köprüden geçerken dereden
akan pislikleri görünce hemen bu yazıyı
yazmaya karar verdim. Türkiyenin ilk ve
tek çalışan arıtma tesisine sahip beldemizde
bu görüntüler bizi çok üzdü.Demekki tesis
çalışmıyordu. Denize giremez olduk. Denizi
bu kadar istila halindeki
iskeleler ve tekneler için acil çözümler
istiyoruz. Bu düşüncelerimi gazeteler ve
yayın kuruluşları ilede paylaşmayı düşünüyorum.
Saygılarımla,
Gamze Dağdelen
Emir
Kunt,
Eski
bir Türkbükü'lü olarak sizi kutlamak istedim.
Hem sayfanız çok güzel ve fonksiyonel hem
de böyle bir girişimde bulunduğunuz için...
Tekrar tekrar tebrik ederim ve başarılarınızın
devamını dilerim.
Jale
ONANÇ (Başaran)
Selamlar,
Önce
sizleri sadece Türkiye değil, bence uluslararası
çapta çok başarılı olduğuna inandığım bu
çalışmanızdan dolayı kutluyorum. Sitenize
üye olduğum için ve devamlı haber alabildiğim
için mutluyum.
Uzun
yıllar Bodrum'u kalabalık bulan ve bir türlü
ısınamamış biriydim. Türkbükü'nde yazları
yaşayan çok sevdiğim çocukluk arkadaşım
Şeyda Karakaya ile çok sevdiğim babası Cevdet
Öztan vasıtası ile üç yıl önce davetli olarak
Türkbükü'ne geldim ve başka bir Bodrum gördüm.
Bugünki Maki nin insaat esnası halini gördüm.
Şimdi de sadece orada kalmayı tercih ediyorum.
Bu yaz da Haziran son haftası itibarı ile
bir kaç hafta sonumuzu orada geçirmeyi planlıyoruz.
Amatör fotoğrafçı olarak ta değişik saatlerde
Türkbükü'nü görüntülemek istiyorum. Neticeler
güzel çıkarsa seve seve sizlere gönderebilirim
beğendiklerinizi kullanabilirsiniz. Belki
bu şekilde sitenize bir katkım olur.
Siteniz
Türkbükü'nü daha da çok sevmemi sağladı.
Başarılarınızın devamını diliyorum.
Sevgiler,
Galip Bilol
Sayın
Emir Bey,
Çalışmalarınızı
taktirle izliyoruz. Türkbükü sahilimizin
daha güzel bir görünüm kazanması en büyük
arzumuzdur. Sahildeki iş yerleri '100.000.000
TL / iş yeri' harcıyarak iş yerlerinin önünse
büyük saksılarda sardunya ekseler, sahilimiz
bambaşka bir görünüşe sahip olacaktır.
Saygılarımla
Levent Ganiyusufoğlu
Slm,
Öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Ne şekilde
olduğunu bilmesem de bana ulaştığınız için.
Bu mükemmel site içinde tebrik etmek istiyorum.
Ben İtalya'da Siena'da yaşıyorum, inanın
insanların burada Turkiye ile ilgili düşünceleri
çok farklı, sabitleşmiş bir önyargı ile
bakıyorlar ülkemize. İste bu açıdan da siteniz
imdadıma yetişti diyebilirim. Şimdi hep
beraber Bodrum'a tatile gidiyoruz. Teşekkürler.
Sevgiler,
saygılar
Didem
KAYMAZ
Artık Dur !
1.
Köy içinden balık çiflikleri çıkmalı.
2. Teknelerin sintine boşaltma meselesi
cok ciddi takib edilmeli ve ağır cezalar
verilmeli.
hatta belediye veya kişiler tarafindan mahkemeye
verilip, afişe edilmeli.
3. Belediye her yeri kazıp, öylece
bırakmaktan vaz geçmeli. neyi bitirebilecekse,
orayı kazmalı.
4. Yazın türkbükü'ne giderken gölköy
ve türkbükü'nden geçen araba trafiği sürat
bakımından nasıl kontrol edilebilir bilemiyorum.
en azından sezon başı birkaç defa jandarmanın
hız cezası yazması ve toleranslı (!) bir
alkol kontrolü yapması sağlanabilir belki.
5. Teknelerin ve jetskilerin sahile
yakın sürat yapmamaları sağlanmalı. bunu
sahildeki oteller ve beach-clublar da müşterilerini
uyararak yapmalı. herşey belediyeden veya
jandarmadan beklenemez, imkanları belli.
6. Sığ yerlerde yüzenlerin arasında
balık zıpkını ile dolaşan, karada insanlarin
üstüne doğru zıpkın kuran çoluk, çocuk,
bilgisiz amator balık heveslileri, birinin
karnını deşmeden uyarılmalı.
7. Başıboş köpekler gittikçe coğalıyor.
göltürkbükü'nun simgesi, cici kopekler,
geceleri sürü halinde canavarlaşip, beach
club veya benzeri yerlerden dönen gençlere,
çocuklarımıza saldırıyor. Bu köpeklere kim
bakar, meçhul. aşılari tabii ki yok. sahibi
olamayan köpek gibi bir saçmalık dünyanın
hiç bir yerinde yok. sahipli köpeklerin
de, plajlarda, lokanta ve barlarda tasma
takılmadan serbest dolaşması, denize girip,
herkesi islatarak kendini kurulamasi gibi
saçmaliklar nasıl önlenir bilemiyorum. ben
köpekleri çok seviyorum. ama, koydeki evim
site içinde olduğu, ve etrafını çitle çevirmem
mümkün olmadığı için köpek besleyemiyorum.
sokakta rastladıkça yiyecek vererek, içki
masasından balık kafası, kemik atarak hayvan
severlik olmaz.
saygılar, selamlar,
Hasan Taşan
Selamlar,
İlgili bölgeyi, Göltürkbükü'nü tanıtım anlamında
çok güzel ve başarılı bir çalışma içinde
olmaız nedeniyle siz ilgilileri kutlamak
gerektiğini düşünüyorum, tebrikler...
Ancak üniversitede öğrenim elemanı olarak
şunu belirtmeliyim ki, Türkiye'de hemen
hemen bütün kamu kuruluşlarının kendı kampları
yada benzer tatıl merkezleri, sıra ya da
çekiliş ile de olsa, mevcut olmakla birlikte,
üniversitelerin, yani Türkiyede ki yüksek
ögrenimle ilgili kuruluşların benzeri mekanlar
için ayrılmış hiçbir bütçesi olmamıştır
ve yoktur...Buna
özel olarak YÖK kurumunun dikkatini çekmesini
dilemekle beraber, konu çerçevesinde çalışmalarını
sürdüren siz sayın ilgili ve samımı olduğunuza
inandığım kişilerin de dikkatlerini çekmek
isterim, isteriz!
Göltürkbükü gibi henüz doğal özelliklerini
yitirmemiş, ve yitirmemek için de gayret
sarfedileceğini düşündüğüm böylesi bir bölgede,
niçin üniversitelere tatil alanları için
teklifler götürülmesin.. ya da konaklama
konusunda niçin belli bilinçli bir kesimin
ilgisini ve yukarıda belirtilen çabalara
desteğini çekebilmek adına farklı tarifeli
uygulamalar yapılmasın..?!. Emin olun bilimin,
bilginin, sosyal bilinçlenmenin olduğu ya
da olacağı yerde pozitif gelişmeler olur
ve kendını korur..
Naçizane önerimi objektij olarak değerlendirileceğini
ümid eder, amaçlarınızı herzaman koruyabılmeniz
dogrultusunda ki samimi çalışmalarınızda
başarılar dilerim..
Sevgiler..Saygılar..
Canan USTA
Canan@ibu.edu.tr
Selamlar
,
Önce sitenin varlığı ve renkliliği sebebi
ile teşekkür ederim, bence en önemlisi bu
başlangıç için.
Yalnız biz ;
nasıl bir göltürkbükü istiyoruz ?
- daha modern , yolları altyapısı halledilmiş
bir güney fransız akdeniz kasabasımı ?
- yoksa yerli arkadaş ve dostlarımızın yakınmasındaki
gibi hala ineklerin ve köpeklerin birbirini
kovaladığı bi yer mi ?
- yoksa bu ikisinin birlikte sürdürülmeye
calışıldığı bir jungle mı ?
Bana sorarsanız en kötüsü ki; bu şu an icinde
bulunduğumuz üçüncü hal. Bu nedenle hata
tektaraflı kimsede değil , gene bizde hepimizde.
Ben şahsen senede en az 5-6 kez bölgeye
gider , kışlar dahil olmak üzere 4-5 er
günden yaklaşık 1 ayı orada geçiririm :
Her seferinde gerçek bir hüzün olur ayrılık
bi dahaki sefere kadar...
Gelelim önerilere ne yapabiliriz birlikte
?
Bir kere karar verelim GOLTURKBUKU nasıl
bir yer olacak? Rakamlarla ortaya koyalım
bölgenin kapasitesi ne? , ne kadarı kullanılıyo
?, toplam iki koyda kaç tekne aynı anda
barınabilir ? bu rakam kırmızı sezonda kaç
? Yetkili yada görevli merci varmı ? Yaptırım
var mı ?
Gelin örnek bi nazım planı bulalım ; komple
altyapısı oluşmuş ; ne bilim otoparkindan
, özürlü tuvaletlerine , marinasından ,
turizm ofisine ? Var mı Türkiye` de böyle
örnek bir plan ?? Varsa bakalım , yoksa
Italya`dan Fransa`dan satın alalım ? Şimdi
diyeceksiniz ki ? Nasıl alıcaz ? Neyle alıcaz
? Kim alıcak ? Cevap : Şu an bölgede M2
arazi fiyatları ne
? Hangi konaklama hizmetleri kaç dolar ?
İşte bu hizmetlerden bu fiyatlarla yararlana
bizler... İnsanlar dağları teleferiklerle
birbirlerine bağladılar , teleferikle artık
bir ülkeden diğerine geçiliyor...
Lütfen...
Gelin bir yönetim kurulu oluşturun ? Katılalım,
olsun cenevre`den her
toplantıya da gelmeye de razıyım... Bakalım
neler olucak ?
Selamlar
, saygilar
Kerrar Kulak
merhaba,
ben levent , new york dan yaziyorum, ve
surekli e-mail leriniz geliyor ve
mutlu oluyorum. cok teskkurler.
Insallah bir gun arkadas grup um ile gelip
sizinle tatil yapmak isterim.
bir sey sormak istiyorum, turkiyede tabiaat
ortusu olarak en son nasil
durumda: ben 6 yildir gelmedim turkiyeye
isimden dolayi.Bazi yerleri cok
ciplak ve agacsiz goruyorum sizlerin resimlerinizde,
yesil alan icin bir guc
ve zaman ayirabiliyormu insanlar ve bunun
bilincindelermi bunun!
tesekkurler
Levent
Sayın
Yetkili,
Gölköyün yazın gelen bir sakini olarak son
gelişmelerden son derece rahatsızım. Sokaklarında
kazlar tavuklar ve inekler dolaşan köyü
istiyorum.Yeni belediye başkanımız kendi
değerlerine göre gölköye katkı yapmak istemiş
ama ne yazıkki artılk orası kirlenmiş standart
bir eglence beldesi olmuştur.Halbuki gölkoyün
yıldızının parlaması onun bakir halinden
dolayı idi.EN kısa zamanda bu yanlıştan
dönülerek gölköyü diskotekler mekanı
ve restorantlar mekanı olmaktan kurtaralım.
Recep Yenigün
BU
SAYFANIN TASARIMCISINA;
İnsanların hayel güçlerinin ve emeklerinin
nereye kadar gideceğini gösteren bir sayfa
olmuş.Aslında sayfayı incelediğimde içime
bir sıcaklık doğdu. Hani köy kahveleri olur
deniz kenarındaki o küçük köylerde insanlar
orada oturur buluşur konuşur. Dertler paylaşılır
sevdalar anlatılır aşklar yaşanır kavgalar
yapılır herşey o köy meydanındaki kahvede
olur.Çünki köydeki herkesi en kolay bulabileceğiniz
yer köy kahvesidir. o meydandadır ve her
yer oradan kolaylıkla görünür. Gelen geçen
en azıdan bir selam vermeden geçemez.....
işte sizin sayfanızda bende böyle duygular
uyandırdı.
Başarılarınızın devamı dileğiyle .İyi çalışmalar....
SİBEL EYUBOGLU
Havana
Kulübünün ses kirliliği bütün vaadlere rağmen
yine tatilimizi zehirledi. İstankoy adasında
buyuk diskolar hepsi kapalı mekanlar. Neden
biz Göltürkbükü'nde kanunsuzların keyfine
göre yaşamaya mecbur olduğumuzu anlamadım.
Yoksa beldemizi öldürmek mi istiyorlar?
Robert Finn (ABD 'li Büyük Elçi)
Selamlar,
Sıcak bir yazdan sonra tekrar Istanbul'a
döndük.Kısmetse önümüzdeki günlerde birkaç
gün daha gidiceğiz. Evet,gürültü,alt yapı
problemleri,deniz kirlilği hepimizin ortak
sorunu
oldu.Çözümleri jandarmadan,belediyeden bekledik.
Bizler maalesef birşey yapmadık,aksine özellikle
gürültü problemine oralara giderek belki
destek olduk.
Beni
rahatsız eden ve özellikle alt yapı problemlerine
katkısı olacak bir konuda önerim var.Yaklaşık
4 ay Gölköy'de yaşıyorum.Evin iskanı daha
alınmadığı için emlak ve çöp vergisi veremiyorum
(versemde zaten belediyeye giden miktarlar
komik).Anlayacağınız 4 ay yaşadığım Belediyeye
5 kuruş faydam yok.Eminimki benim gibi çok
insan var.Ayrıca
x-y-z gibi yerlerinde bu konuda ciddi bir
katılımı olduğunu tahmin etmiyorum. İnsanlar
dışarıdan geliyor belli yerleri dolduruyor,alt
yapıyı kullanıyor,100 milyonlarca hesap
ödeyip,Belediye'ye sıfır katkı yapıyorlar.
En
azından:
-Otoparklarda araba başına 1 milyon
-İskelelerde şezlong,şemsiye başına 2 milyon
dernek veya belediye adına tahsil edilse
tahmin ediyorum hiçbir kimse itiraz etmez.Tabii
bunun yasal yönünü incelemek gerekir. Bunun
denetlemesi gönüllü olarak bizim gibi bu
işe katkıda bulunmak isteyen insanlar tarafından
yapılabilir.Ben bu konuda hazırım.Ortaya
ciddi rakkamlar çıkacaktır. Belediyeye önemli
katkısı olacaktır.
Bilmiyorum
dikkatinizi çektimi.Özellikle taksi ve vidanjörler,daha
çok servis verebilmek için hız limitlerini
genellkle ihlal ediyorlar:Bu konuda da tedbir
alabilmek ciddi kazaları engeleyecektir.
Benden
bugünlük bu kadar,gönüllü olarak oralarda
bulunduğum sürelerde çalışmalara katılmaya
hazırım.
Çetin
Sağıroğlu
Merhaba
Gol-Turkbuku,
Sekiz sene once tanidim seni,
Kazlarin, deniz yildizlarin,dalga seslerin
ve koskocaman daglarin vardi...
Bir Ship-Ahoy'un kazlari dayanikli cikti.
Kirlettik, raki kadehleri firlattik denizine,
azicik olan agaclarini
kopardik, oda yaptik kendimize... komsular
cogaldikca sen senlikten ciktin
iste.
Isvicre'de okulumdayim, mezuniyet tezimi
seni nasil kurtaririz ve kardesin
Kas Beldesine seni ornek gosterip nasil
bastan tedbirli davranabiliriz, onu
arastiriyorum, denizinin kokusunu, oyuncakciyi
en cok da eski Orfoz'daki
gitar gecelerini ozleyerek.
Onbin kelimeye sigdirmaliyim senin isteklerini,
anlat derdini isteklerini,
Basarabiliriz*
OLDUGUN GIBI KALMAN DILEGIYLE,
A.Duygu Saylam
ACIL
MÜDAHELE LAZIM…
Türkbükü çok feci kokuyor.Çabuk hemde çok
çabuk bir care bulun,en azindan mevsimi
çikaracak idare çözümler bulun.Artik Türkbükü
sahilindeki restoranlarda ve iskelelerde
yemek yenemeyecek bir duruma geldi.Denize
girmeyi zaten unuttuk.Bütün çocuklar mikrop
kapiyorlar,hangi çocuk ateslense yöresel
doktorlar denizden virus aldiklarini denize
girmemeleri gerektigini söylüyorlar.Lütfen
isin saka tarafi kalmadi,o kadar yatirim
bosa gidiyor ve fark ediyorsaniz Türkbükü
hergün biraz daha tehnalasiyor.Ancak disaridan
yeni gelenler bilmiyor,fakat anlamak için
arif olmaya gerek yok,daha ilk geceden yemeklerini
koku içinde yiyorlar ve anliyorlar ama ne
yazik ki gelmis bulunuyorlar.Deniz ve sahillerde
100metre kamu menfaatinedir benim bildigim
ama Türkbüküne giderseniz otellerden birinin
laubaliligini görürsünüz.Otelinin bari genislesin
diye branda ile yolu bölmüs,haklisiniz nsanlari
bir denizden yürütmediginiz kalmisti.NEREDE
BU ILGILILER TÜRKBÜKÜ NE OLACAK BÖYLE?
SEMA ÇELEBI
Emir,
Önce böyle bir konuya dikkat çektiğin için
teşekkür ederim. Düşüncelerine ve fikirlerine
tamamen katılıyorum.
Bence denizin kirletilmesinde restoranlar,
oteller ve yatlar başlıca rolü oynuyor.
Yatların hiç bir şekilde geceleyin koyda
kalmasına izin verilmemesi gerekiyor. Bu
yatların sintineleri muhtemelen geceleri
boşaltılıyor. Otellerin kanalizasyonlarının
ise ne kadar uzağa ve derine verildiği konusunda
ise ciddi şüphelerim var. Bu kanalizasyon
borularının acilen denetlenmesi gerekiyor
ve kurallara uymayan otellere ciddi maddi
ve sezonluk kapatma gibi cezalar uygulanması
gerektiğini düşünmekteyim. Ship Ahoy'un
yanında her sene patlayan kanalizasyon borusuna
ise ne zaman bir çözüm bulunacağına herkes
cevap bekliyor. Her ne kadar akşamları iskele
üzerinde yenen yemekler güzel bir ambians
olsa da, bu restoranların artıklarının nereye
gittikleri ilgili merciler tarafından denetlenmesi
ve kurallara uymayanlara sezonluk kapatma
gibi ağır cezalar verilmesi gerekmektedir
diye düşünmekteyim.
Dünyanın en güzel koylarından birine sahip
çıktığınız için tekrar teşekkür ederim.
Sermet
Sevil
Merhaba,
Adım Yalçın Yilmazkaya. Geçen hafta Göltürkbükünde
idim. Hızlı değişimin neden olduğu
kirlenmeye bende şahit oldum. Yaşım 45 olması
nedeni ile Marmara'nın kirlenmesine ve
kaybedilişine şahit olanlardanım. Bence
suçlu aramaktansa insan ve problemi birbirinden
ayırıp
çözüm üretmek daha yapıcı geliyor bana...
Yalnız bizim problemimiz yapacaklarımızı
dev projeler içinde düşünmek ve hedef koymadan
ve bu hedefe giden yolda yaptıklarımızı
ölçmeden hareket etmek. Halbuki yapacaklarınızı
küçük lokmalara bölersek yutması ve üstesinden
gelmesi kolay ve yapılabilir olur.
Herşeyi devletten ve yerel idarelerden beklemek
devrinin geçtiğine inananlardanım. Ayrıca
karşılıksız hiçkimsenin birşey yapmayacağını
da öğrendim.
Bence yeldeğirmenleri ile savaşmak yerine
kazanılacak küçük zaferlerin yanındayım.
Bu kazanılan küçük zaferlerin iki faydası
var.
1. Eğer başarı iyi pazarlanır ise yeni projeler
için (parasal ve siyasi )destek daha kolay
elde edilir.
2. Başaranlar yeni bir proje için kendilerini
daha güçlü ve muktedir hissederler.
Bodrum'da 3000 adet gezi teknesi olduğunu
öğrendim. Her birinden sadece 360 Milton
TL palamar kirası alınıyormuş. Bir teknenin
günlük kazancı ise ortalama 500 - 800 USD
! Buna karşılık aldıkları servisler konusunda
sıkıntıları var. Ayrıca sintine'yi limanda
boşaltacak sistem henüz yok.Bu servisler
karşılığı daha fazla para vermeye razılar.
(İyi hizmet almak kaydı ile)
İşte size çözümü çok zor olmayan bir problem
( opportunity). Belki marina'nın kirlenmesini
bir ölçüde önleyebiliriz. Ne dersiniz ?
Sevgilerimle,
Yalcin Yilmazkaya
Sevgili
Emir,
Bugün
seninle İstanbul a döndük...Bodrumdan..
aynı uçakta .. ve o hızla senin müthiş sayfaları
açtım...Kutluyorum... Nefis... Bu yaratıcılığını
ve böyle bir ortamı yaratmanı kutluyorum...
Çok zevkle okuyup...izledim... devam edeceğim..
Bravo...
Selam...sevgiler
Akın
Öngör..
BELDEMİZİN
VİZYONUNU TÜM DÜNYAYA SUNAN SEVGİLİ GÖLTÜRKBÜKÜ
WEB AYFASI
EDİTÖRÜNÜ, BÖYLESİNE GÜZEL, KEYİF VERİCİ
VE BİR O KADAR DA YARARLI BİR SİTE HAZIRLAMALARINDAN
ÖTÜRÜ KUTLUYOR, BİR GÖLKÖY SAKİNİ OLARAK
BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM...
ALDOĞAN BÜYÜKÖZTEKİN
EMIRCIM,
GERCEKTEN MUTHIS BIR CALISMA, SENINLE GURUR
DUYDUK,
TESEKKURLER.
KUCUK RICALARIMIZ OLUCAK ,
BU SITENIN KESINLIKLE INGILIZCE DE OLMASI
LAZIM, BELKI CALISIYORSUNUZ
USTUNDE AMA IPEKCE BIR UKALALALIK YAPAYIM
DEDIM, ZIRA YURTDISINDA KIME
FORWARD ETMEK ISTESEM GERI GELIYOR VE BIRSEY
ANLAMADIKKI DERLER....
UMARIM KOYCEK BU CALISMANIN SEMERESINI EN
IYI SEKILDE GORURUZ SAYENDE VE
POZITIF ISLER. KOLAY GELSIN.
SEVGILER
IPEK OZDOGU
Göltürkbükü.com
sitesi açıldığından beri heyecanla takip
ediyorum:):):)
Özellike ingilizcesini sabırsızlıkla bekliyorum
Yurt dışındaki tüm yabancı
arkadaşlarıma,
iş ortaklarım ve dostlarıma bir an önce
ulaştırmak arzusundayım.
Ülkemizin bu hoş köşesini gayet keyifli
bir şekilde tanıtıldığını görmek
bana ayrıca keyif veriyor.
Sevgilerimle
İDİL
TARZİ
'' ailenizin modacısı ''
Can
arkadaşımız Emir sayesinde özlem duyduğumuz
sıcaklığa ilk önce bu
sayfada ulaşmak ofisteyken nekadar ağırıma
gitsede içime verdiği huzur
tartışılmaz. Sayfayı ziyaret edenlerin THY
ını rezervasyon bombardımanına
tutacağından eminim :))
Herşeyde olduğu gibi başarın ve içtenliğin
burayada yansıdı.... Tebrikler ve
teşekkurler!
Sayfaya katkıda bulunalım, eksikleri ve
yenilikleri bildirelim dahada
önemlisi reklam gönderelelim.
Herkeze huzur ve neşe dolu bir yaz diliyorum.
Serra Cerrahoğlu,
son
derece basarılı ve hedefe yonelık bır calısma
olmus. tebrıkler.
ben bırcok kısıye forward ettım. golturkbukunun
dogasının korunması,
teknelerın atıklarını koya bırakmaması ve
surat tekne artı jet skı guvenlık
serıtlerı ıle ılgıl ozel bır kısım yapılırsa
dahada ıyı olur. boyle bırsey
varmıydı hatırlıyamıyorum.
sevgıler,
murat altan
luckyeye
iyi is cikarmis... benim marketing sayfalarımda
bannerini
koyacagim...
Altuğ İnci |